Blog : Food & Health

Zeytinyağı Satın Alırken…

Zeytinyağı Satın Alırken…

Biz tüketicilerin, özellikle de büyükşehirde yaşayanların, hele hele çocuğu olanların üzerinde titizlikle durdukları bir soru vardır akıllarında: Daha sağlıklı daha doğal, hilesiz gıdalara nasıl ulaşılır? Özellikle de aracı olmadan, doğrudan üreticiden satın almak ne kadar güvenilir olur?

Tüketicilerin zeytinyağı satın alma aşamasında markalı ürün tercih etmeleri, etiket üzerinde firma ve ürüne ait (işletme kayıt numarası, tavsiye edilen son kullanma tarihi, üretici firma iletişim bilgileri gibi…) bilgilere ulaşabiliyor olmaları gerekir ki, güvenli gıdaya ulaşmak mümkün olsun. Çünkü markalı ürünler bakanlık tarafından denetleniyor.

 

“Olio nuovo, vino vecchio ; zeytinyağının yenisi, şarabın eskisi”

 

Zeytinyağının kendine özgü tat, koku, renk ve aromasını değiştirebilecek dört ana etkiden birisi zaman, diğer unsurlar ise ışık, ısı ve hava… O nedenle, zeytinyağı, rafta ışık ve/veya güneşe maruz kalmamış ürünlerden, koyu renk cam şişe veya teneke ambalajda, etiket bilgileri kontrol edilerek satın alınmalı, kullanım sırasında hava ile teması engellemek adına ambalaj ağızları sıkı sıkıya kapalı tutulmalı, serin ve karanlık bir yerde saklanmalı ve en fazla iki yıl içerisinde tüketilmelidir.

 

Kesinlikle uzak durulması gereken ürünler ise, denetimi yapılmadığından dolayı, içinde ne olduğu belli olmayan, hiçbir saklama koşuluna uyulmadan, özellikle yaz aylarında, yol kenarlarında, pazarlarda satılan ya da köylerden organik diye eşin dostun getirdiği pet şişelerde satılan zeytinyağlarıdır…

Processed with VSCO with c1 preset

 

2016-2017 Zeytin Sezonu

 

İklim değişikliklerinden en çok etkilenen ürünlerden birisi zeytin… 2016 yılında yaz mevsiminin kurak geçmesi ve zeytin kurdu zararlısı, ham zeytinde verim ve kalite kayıplarına neden oldu. Ham zeytin kalitesindeki sıkıntılar, sofralık zeytin üretimi, özellikle naturel sızma zeytinyağı üretimi ve kalitesini de olumsuz etkiledi. Zeytinyağı asitlik değerleri yüksek seyretti, az miktarda ulaşabildiğimiz sızma zeytinyağlarında ise tat ve nefaset ile ilgili sıkıntılar mevcut. O nedenle, geçen seneden devreden bir zeytinyağı stoğu olsa da, zeytinyağı üretim maliyetleri ve bu sezondaki naturel sızma zeytinyağı arzının düşüklüğü dolayısıyla fiyatların yükselmesi bekleniyor.

 

Fiyat artışı sonucu, her sene yaşanan sıkıntılar yine yaşanacak. Yüksek fiyattan dolayı, zeytinyağı fiyatını düşürme adına, her sezon olduğu gibi, zeytinyağı içerisine değeri daha düşük diğer yağlar karıştırılmaya devam edilecek (tağşiş), yaz sezonunda yol kenarlarında markasız, uygun olmayan ambalajlarda zeytinyağı adı altında kim bilir neler satılacak, tüketicilere neler neler yedirilecek…

Üretici emeğinin karşılığı olarak ürününü olması gereken fiyata satmak istiyor. Sürdürülebilir bir üretim dolayısıyla sürdürülebilir ürün arzı için istikrarlı bir fiyat politikası istiyor ki sağlık ve kaliteden ödün vermeden topraktan sofraya güvenli gıda zincirini oluşturmaya katkı sağlayabilsin.

 

zeytin sepeti

 

Sürdürülebilir Tarım Sürdürülebilir Ürün Arzı – Zeytinyağı

Biz Ayvalık bölgesinde, zeytin tarımı ile uğraşan bir aileyiz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından geliştirilen ve ülkemizde en yaygın sürdürülebilir tarım yöntemi olarak kullanılan, “İyi Tarım Uygulamaları” çerçevesinde zeytin tarımımızı sürdürüyoruz.  “İyi Tarım uygulamaları” topraktan sofraya kadar uzanan bütün üretim ve pazarlama aşamalarında kontrol sağlandığının kanıtıdır. Bu sistem, izlenebilirlik esasından yola çıkarak,  yetkilendirilmiş kuruluş danışmanlığında, üretimden pazarlamaya kadar olan tüm sürecin kayıt altına alınmasını zorunlu kılıyor.

 

Apelasyon adlı e-dergide “Tarım Romantik Değildir” başlıklı bir yazı vardı. Özetle, kentten kırsala kaçıp, tarımla toprakla uğraşmak isteyenlere tavsiyelerde bulunup, bu işin zorluklarından bahsediyordu (yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz   http://apelasyon.com/Yazi/460-tarim-romantik-degildir). Tarım gerçekten romantik değildir, her yönüyle uzmanlık ister, kontrol edebildiğimiz ve doğaya, iklime bağlı olarak edemediğimiz faktörler ile birlikte… Örneğin zeytin tarımı 12 ay hiç bitmez… Gübrelemesi, budaması, sulaması, hastalık ve zararlılarla mücadelesi… Diyelim ki her şey yolunda gitti, ürünü hasat ettik, üründe kalite, fiyat, tüketim ve pazarlama sorunları??? Zeytin dalından sofraya yağ olarak gelene kadar pek çok sorunla, aracıyla karşılaşıyor. Bu süreçte kaliteden ödün vermek, tüketicinin dolayısıyla gelecek nesillerin sağlığıyla oynamak demek.

Güvenli gıda tüketimi ile tüketici sağlığının korunması, sürdürülebilir kaliteli ve verimli bir tarımsal üretim ile mümkün…

 

O nedenle diliyoruz ki;

 

Sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir ve güvenli ürün arzı ile sürdürülebilir sağlıklı nesiller & sürdürülebilir gelecek…

 



BURCU EFE

Gıda Mühendisi, MBA

Zeytinyağı Tadım Uzmanı

MACCA Zeytinyağı

Aşçı Olmak

Aşçı Olmak

Günümüzde aşçılık, yemek pişirmek, sunmak yani popüler kültürde “Şef” olmak yükselen bir değer. Peki neden bu kadar moda bu iş? Bu soruya kimse hala daha mantıklı bir cevap veremiyor. İzlediğimiz filmlerden mi? Yemek programları mı? Yoksa insanların kafasında ki -Oh! ne güzel hem yemek yapıyorlar hem kazanıyorlar- düşüncesi mi?

 Kimseye mesleğimiz şöyle zor böyle zor diye ahkam kesmeyeceğim. Bana göre emek verilen, uğraşılan her mesleğin kendine ait zorlukları var. Mutfak Sanatları diye geçer ama bana göre, hatta bizlere göre zanaattır; Aşçılık. Bunu doğru yönlendirebiliyor muyuz? bunları konuşmamız gerekiyor. Mesleğinin başında olan bir insan olarak söylemek istediğim şudur ki; bizim gibi genç aşçılara güvenilmeli ve doğru yol gösterilmeli. “Yurt dışına git işte” diyerek olmamalı bunun cevabı. Bu güzel Anadolu Yöresel Mutfağını bizler nasıl öğrenebiliriz, ya da tam bilmeden nasıl dışarıda bu mutfağı savunabiliriz? Bunu yapmıyor mu ustalarımız? Tabii ki de yapan var ama yapmayan da çok. Önce kendi toprağımızı tanımalıyız, sonra dileyen aşçılar Risotto pişirmek istiyorsa pişirebilir, Taco yapmak istiyorsa yapabilir. Ama önce biz, bizim mutfağımız.

ahci_olmak_1

Bunun için neler yapmalıyız? Tarif anlatmalıyız, pişirme tekniği anlatmalıyız yani kısacası saklamamalıyız, paylaşmalıyız. Bizlerin de geleceğin aşçı adaylarına örnek olması gerekiyor. Mutfağımızı sevdirmeliyiz. Zeytinimizi, Siyez bulgurumuzu, üzümümüzü anlatmalıyız. 1 litre zeytinyağı için 5-6 kilo zeytinin kullanıldığını, Siyezin 10.000 yıla dayandığını bilmeleri, bilmemiz çok önemli. Yemeklerimizi paylaşmalı ve sunumuna değer vermeliyiz. Füzyona karşı mıyım? Tabii ki de hayır gerekli olduğu kadar füzyon da hayatımızda olmalı. Ve belki de en önemlisi lütfen kimse “bu iş yapılmaz, ayaktasın yoruluyorsun, öyle kolay değil o işler” demesin. Büyüklerimiz bu işi sevsin ve sevdirsin.

Bilinçlenmek günümüzün en büyük problemlerinden biri, eğer yeni nesillere mutfak kültürü nasıl aktarılırsa bu yeni nesillerce öyle devam edebilir. Örneğin, otları konuşmalıyız. Zeytinyağı ile ne kadar yakışabileceğini, ne kadar pişerse C, E, A vitaminlerini kaybetmez… bu bilgileri aktarmalıyız. Konu sadece lezzet olmamalı, aynı zamanda sağlıklı beslenmenin de önemini vurgulamalıyız. İşte o zaman bizler, bizden sonrakiler ve onlardan sonrakiler daha dolu aşçılar olarak gelecektir.

Sağlıklı ve leziz sofralarda buluşmak dileğiyle.

Mehmet Can Altunay
Eğitmen Şef
www.izmiryemekkursu.net
www.rokamutfak.com